"Think Global Act Local"

Hemen hiçbir ülkede dış dünyadan ayrışık bir şekilde yerele odaklanarak efektif çalışmak ve iş yapmak mümkün değildir. Bu, ülkemiz için özellikle geçerli bir oşlgudur. Küreselleşme hamlesinde olan bir dünyada yaşıyoruz. Gelişmek ve farkındalık yaratmak için dış dünyayı, değişik kültürleri en iyi şekilde tanımak, değişik dilleri öğrenmek dışarıda olanı biteni izlemek, değerlendirmek ve kendimizi ona göre ayarlamak zorundayız. Pek tabii ki kişisel anlamda da geçerli olan bir olgudur bu: İşleri olağan ve düzgün götürebilmekte, iyi ve kaliteli işler bulabilmekte, işimizde yükselebilmekte veya kendi işimizi kurup ilerletmekte yabancı dil biliyor olmak yabancı ülkeleri ve kültürleri iyi şekilde tanıyor ve takip ediyor olmak çok önemli bir faktördür.

Doğal olarak bunu ülkemizde de pekâlâ sağlayabiliriz. Türkiye’de bize gereken donanımı verebilecek çok iyi okullar var ve dışarısıyla temas eskisine göre çok daha aktif ve gelişmiş durumda. Buna rağmen, tek başına yurtiçi eğitimin, istisnai durumlar haricinde yurtdışı deneyimin bize kazandırcağı ilave pozitif unsurları sağlamakta yetersiz kalacağı da aşikardır. Öte yandan yabancı bir ülkede yaşamanın ve okumanın, yabancı bir kültüre adapte olabilmek için sarf etmek zorunda kaldığımız çabaların zihinsel ve entelektüel gelişimimiz açısından bize katkıları bambaşkadır. Dolayısıyla ileride iş hayatında sivrilmekte ve başarılı olmaktaki rolü de büyük olacaktır. O bakımdan tavsiyemiz bütün fırsatları değerlendirerek her türlü dış temas imkânından yararlanmanızdır. Global arenada yer alabilmek, lokalde Türkiye'de farkındalık yaratmak ve insan kaynakları departmanlarında aranılan potansyel olabilmek adına yurtdışı eğitim kaçınılmazdır.


"Türkiye'de, "Altın Bilezik" Kavramı Artık Geçerliliğini Yitirdi"

Eskiden ülkemizde “altın bilezik” kavramı vardı. Yani, bazı dallardan mezun olup diploma alındığında neredeyse hayat boyu iyi iş ve yüksek gelir garantisi söz konusuydu. Günümüzde ekonomi ve teknoloji o kadar hızlı ilerleyip değişmektedir ki bu kavram artık geçersiz hale gelmiştir. Kişinin kendisini dış ortama adapte edebilmesi, sürekli geliştirmesi ve yenilemesi şarttır. Gerçi başta temel bilimler ve mühendislik dallarında olmak üzere, üstün nitelikli eleman açığı bugün hemen her yerde vardır. Ama sıradan bir mühendis, doktor, avukat, iktisatçı, eczacı vs. olmanın da fazla bir esprisi kalmamıştır. Amerika’dan örnek vermek gerekirse, imalat sektörünün çöküşü ve Çin Hindistan gibi ülkelere kayması yüzünden birçok mühendis ve teknisyen günümüzde işsiz kalmış veya hizmet sektörüne geçmek zorunda kalmıştır. Şu anda geçerli olan olgu “en iyi coğrafyacı” veya en iyi ” arkeolog” olmak sıradan bir mühendis veya sıradan bir doktor olmaktan daha geçerlidir."

O bakımdan modaya kapılmak veya ailenizin baskısı sonucunda aslında pek ilgi duymadığınız bir alana bulaşmak yerine gerçekten yetenekli olduğunuz, sevdiğiniz ve sivrilebileceğiniz bir mesleğe yönelmek sizin için daha hayırlı olacaktır. Böylece hayat boyu sevmediğiniz bir işte düşük maaşla talim etmek yerine, gerçekten sevdiğiniz bir meslekte kazançlı ve mutlu gelecek yakalamanız mümkün olabilecektir. Tabii sevdiğiniz ve yetenekli olduğunuz alana yönelmek derken gerçekçi de olmak gerekir. Örneğin, “Fizik okuyacağım, buluşlar yapacağım, Nobel kazanacağım” diye heveslenebilirsiniz. Fakat fizik ve matematik notlarınız ancak orta düzeyde ise bu hayalinizin ileride gerçekleşmesi ne kadar olasıdır? Veya “Okul piyeslerinde çok başarılıyım, hedefim aktör olmak, filmlerde oynamak, gün gelip Oscar kazanmak; onun için bu tahsili yapacağım” diyebilirsiniz. Ama buna kesin karar verip işe girişmeden önce, Amerika’da ve Avrupa’da mesleğini aktörlük” olarak belirten 1000 kişiden sadece ikisini (yani ancak binde iki) profesyonel olarak (yani para kazanarak) bir filmde veya tiyatroda rol alabildiklerini, bunlarının çoğunun da ancak ya figüran olarak veya reklam filmlerinde ya da kısa süreli kliplerde oynayabildiklerini, hayatlarını garsonluk, tezgâhtarlık, şoförlük vs yaparak kazanabildiklerini, “yıldız” olabilmenin eğitimden başka şartları bulunduğunu akıldan çıkarmayalım. (Bilgiler Yurtdışı Eğitim Dergisinden Alınmıştır.)

Kısacası, hedefleriniz ve beklentileriniz durumunuza uygun ve gerçekçi olsun. Sonuçta temel ve teknik bilimlerden veya iktisat/işletme gibi dallardan üstün başarıyla mezun olanların ileride “uygun” iş bulma şansının diğer bazı dalların mezunlarına göre daha fazla olduğbellidir. Özetlemek gerekirse, yurtdışı eğitimine karar verirken hedeflerinizi mantık çerçevesinde belirlemeli, buna bağlı olarak dikkatli ve akılcı davranmalı, konuyu ve düzeyi iyi saptamalısınız. Eğer bunları doğru yapabilirseniz yurtdışı eğitiminden büyük yarar sağlayacağınız kuşkusuzdur. Yurtdışı eğitim denince akla ilk gelen İngilizce öğrenimidir. Günümüzde İngilizce dünyanın en yaygın bilim, teknoloji, ticaret ve eğitim dili haline gelmiştir. İngilizce bilmeden hayatta istediğiniz yerlere gelme olasılığı  düşüktür. Burada püf noktası çok iyi İngilizce bilmektir. Yani, “tarzanca” konuşabilmek, derdinizi az çok anlatabilmek veya sözlük yardımıyla dergi veya kitap okuyabilmek yeterli değildir. Hedefiniz, eğitimli bir İngiliz veya Amerikalı nasıl konuşuyor, okuyor, yazıyorsa onunla aynı seviyeyi yakalamak olmalıdır. Peki, İngilizceyi Türkiye’de kalarak öğrenmek mümkün değil mi? Bunun için yurt dışında bir dil okuluna gitmek şart mı? İşin doğrusu, Türkiye’de hazırlık okulu olan ve İngilizce eğitim veren o kadar kolej, Anadolu Lisesi ve üniversite, hemen her köşe başında İngilizce kursu veren dershane var. Gerçekten bilinçli, hevesli, azimli, çalışkan ve dile yetenekli bir öğrenciyseniz, bu imkânlardan da yararlanarak da iyi derece İngilizce öğrenebilirsiniz. Ama istisnaların dışında “normal” bir öğrenciyseniz, yukarıda belirttiğim yüksek düzeye ulaşabilmek için İngilizceyi, yerinde ders dışında pratik yaparak, gündelik hayatınızda İngilizlerle-Amerikalılarla senli, benli olarak öğrenmek şarttır. Öte yandan, kaba bir değerlendirmeyle, Amerika’daki veya İngiltere’deki 1 aylık kurs Türkiye’deki 3 aylık kursa bedeldir.

Türkiye’deki kolej, Anadolu lisesi ve İngilizce öğrenim yapan üniversite mezunlarının en az yarısının Amerikan ve İngiliz filmlerini ancak alt yazıyla izleyebildiklerini, dergi ve kitap okumakta zorlandığını, konuşmaların önemli bir bölümünü anlamadıklarını, yazarken komik yanlışlar yaptıklarını TOEFL ve IELTS testlerinden geçer puan alamadıklarını, geçenlerin birçoğunun ancak sınırda puan alabildiklerini unutmayalım. Söz konusu öğrencilerin örneğin Amerikan, İngiliz veya Kanada üniversitelerinde okuyabilecek düzeye gelebilmeleri için o ülkelerde ayrıca en az 3 aylık bir dil okuluna gitmeleri gerekmektedir.



"Türk Öğrenciler Genel Olarak Kuzey Amerika ve Avrupa'ya Yönelmişlerdir"

Hangi ülke? Yurtdışında eğitim gören Türk öğrencileri geleneksel olarak Avrupa’ya ve Kuzey Amerika’ya yönelmişlerdir. İngiltere’de okuyan epey Türk vardır. Fakat günümüzde bunlarla yetinmemek ve dünyanın başka yönlerine de bakmak ileride fayda getirebilir. Almanya’nın özel konumu bir yana konursa, günümüzde yurtdışı eğitiminde Türk öğrencileri açısından en popüler ülke Amerika Birleşik Devletleridir. Yabancı öğrencilere kucak açmak ve imlan sağlamak açısından Amerika Birleşik Devletlerinin ağırlıklı rolü günümüzde de devam etmektedir. bu ülkede dünyanın her tarafından gelen yabancı öğrencilere yönelik çok iyi bir destek sistemi kurulmuştur ve dil okulundan doktoraya kadar çok geniş spektrumda en iyi derecede bir eğitim almanız, aynı zamanda güzel bir öğrenci hayatı sürmeniz mümkündür. Hangi okullar? Yurtdışında öğrenim için üniversite seçerken dikkat edilmesi gereken en önemli faktör YÖK denkliği olmasıdır. YÖK denkliği olmayan bir okula gitmeniz, oradan mezun olmanız ileride size hiçbir fayda getirmeyecektir. Diğer bir faktör de okulun sizin nesnel durumunuza faydası olmasıdır.

Genelde Türk öğrencilerinin ilk tercihi olması bakımından Amerikan üniversitelerine göz atalım. Amerika’da üniversite okuyabilmek için çok iyi İngilizce bilmek şarttır. Üniversitede yerli-yabancı ayrımı yapılmaz; tıpkı bir Amerikalı öğrenci gibi derslere katılımınız beklenir. Eğer İngilizceniz yetersizse önce bir dil okuluna gitmeniz gerekir. Başvuracağınız okulları seçerken not ortalamanız, yani akademik başarı dereceniz önemli kriterdir. Mesela Amerika’nın ünlü üniversitelerinde giriş çok zordur. Eğer notlarınız 4 üzerinden 3’ün (100 üzerinden 75’in) altındaysa bunlara giriş ihtimaliniz düşüktür. Ama çok daha düşük not ortalaması ile sizi kabul edecek daha pek çok Amerikan üniversitesi vardır. Bunlar size sağlayacakları eğitim, öğretim ve araştırma olanakları açısından ötekilerden geri kalmazlar. Dolayısıyla sizi kabul etmeyecekleri zaten belli olan okullara başvuruda ısrar ederek vakit ve para harcamaktansa gerçekçi davranmak menfaatinizedir. Yine Amerika’da bazı üniversiteler, bilhassa da özel üniversiteler çok pahalıdır. Paranız buralarda okumaya yetmeyebilir. Bu durumda daha hesaplı olan devlet üniversitelerine yönelmek gerekir. Amerika’da en hesaplı okullar; “ Community College” veya “Junior College” adı verilen iki yıllık yüksek okullardır. Üniversitenin ilk iki senesinde bu okulları başarıyla tamamladıktan sonra dört yıllık üniversitelerin üçüncü sınıflarına yatay geçiş yapılabilir. Tabii bu hususta karar sizin olacaktır. Community College’lerden mezun olduğunuzda ön lisans mezunu diploması verildiğinden bunu yeterli görüp hemen çalışma hayatına atılmanız da mümkündür. Peki, yurtdışında okuyabilmek için ne yapmalı? Her şeyden önce yeterli ve doğru bilgi edinmelisiniz. Ayrıca eğitim fuarına giderek katılımcı okulların temsilcileri ile görüşebilirsiniz. Yabancı ülkelerin ülkemizdeki temsilcilerine, kültür ataşeliklerine başvurarak bilgi isteyebilirsiniz. Milli Eğitim Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü de iyi bir bilgi kaynağıdır.

Para konusu, yani yurtdışında okul ve geçim masraflarını karşılayabilecek durumda olmak belki en önemli faktördür. Eğer yeterli paranız varsa mesele yok: akademik durumunuza uygun bir okul bulabilirsiniz. Ama şahsi paranız yoksa bir yerlerden burs bulmanız gerekecektir. Çok iyi İngilizce bilen ve akademik bakımdan en üst düzeyde başarılı öğrencilerin Amerikan üniversitelerinden burs sağlamaları mümkündür. Burs imkânı, yüksek lisans ve doktora düzeyinde lisansa göre çok fazladır.

Burs İmkanları :

http://www.yok.gov.tr/web/burs 

http://abdigm.meb.gov.tr/www/yabanci-hukumet-burslari/icerik/246

(Milli Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliğive Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü internet sitesini lütfen dikkatlice takip ediniz. Yuabancı hükümet burslarının hepsini ayrıntılarıyla burada bulabilirsiniz.)

Can Akademi yurtdışı eğitim danışmanlığı olarak profesyonel ve akademik kadromuzla öğrencilerimizin ihtiyaç duyacakları her konuda yardıma hazırız…


Yurtdışı Eğitim ǀ Yurtdışında Üniversite